Eğer Van hakkında düşünceleriniz çok azsa ve onu sadece Doğu Anadolu’nun kalbinde sıradan bir il olarak görüyorsanız, gelin birlikte Van seyahatine çıkalım. Bir taraftan bu seyahata rehberlik yapmak benim için oldukça kolay, çünkü gönül pencerelerinizden buradaki müthiş havayı ciyerlerinize çekebileceyinizden eminim. Diğer yandan da kalemimin gücüne pek güvenmiyorum, çünkü şimdiye kadar hep görsellikle ilgili şeyler yazdım.

Van görünenden çok çok derinlerde, uzayıp giden sonsuz maviliğinin, alışanın dışında olan büyüleyici doğasının ardında neler neler yatıyor… Öncelikle şunu söylemem gerek: Bu toprağın ruhu var, hem de en az bizler kadar canlı. Eğer tarihin nefesini hissetmekten hazz duyuyorsanız, o sizinle konuşacak, güleryüzle karşılayacak, size şefkat gösterecektir. Bizler modern insanlarız, bazen sanıyoruz ki, hayat büyük şehirlerde, pahalı restoranlarda, otellerde, gökdelenlerde daha güzel. Ancak ben bunun aksini isbat etmeye çalışacağım. Tanışın, Güneşin kenti Van:

Burada bir birine kavuşan gökyüzü ve deniz gibi (Büyüklüğünden dolayı Van gölüne deniz deniyor) insanlar arasında da bir ahenk var.

Sokakta Türkiye Türkçesinde, Kürtçe, Azerbaycan Türkçesinde de sözler duyabilirsiniz. Güneydeki kardeşlerimiz için burası bir durak gibi. Ancak Azerbaycan Türkçesinde konuşanlar dediğim zaman sadece onları kastettiğimi sanmayın. Bir zamanlar Azerbaycan’dan göçmüş soydaşlarımız artık burada yerli halk olmuş. Tabi Kafkasya’dan bu topraklara göç etmiş Türkler onlarla bitmiyor. Zamanında Oğuz yurduna düşman kesilen Kıpçak Türkleri de Doğu Anadolu’ya göç etmişler. (Bu konuyla ilgili bilgileri röportajın ikinci bölümünde okuyacaksınız).

Nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan Kürtler Türkiye vatandaşı olmaktan gurur duyuyor, ülkenin birlik ve beraberliğini korumak için en az Türkler kadar çaba sarfediyor.

Hadi şimdi Kürt düğününe gidelim, el ele halay çeken insanları görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız:

Kadınların özel günlerde giydiği kiyafetlere fistan deniyor ve altın kemerle kombine ediliyor.

Van söyleyince insanın aklına öncelikle Urartu geliyor. Buraya kadar geldik, bir Tuşpa’ya uğramayalım mı? (Urartu’nun başkenti Tuşpa – Van’ın eski ismi)

Asırlar geçtikçe Tuşpa da büyümüş gördüğünüz üzere.

Van Kalesi Urartu Kralı I. Sarduri’nin döneminde (m.ö. 840-825) inşa edilmiş. Kalenin güneyinde bulunan şehir düşman tehlikesinden ustalıkla korunuyormuş. Coğrafi açıdan muhteşem bir konumda bulunan kale, Osmanlı döneminde de askeri amaçlar için kullanılmıştır.

Kalenin yukarı bölümünde sanki zamanda seyahat ederek bir anda Selçuklu dönemine ışınlanıyorsunuz. Milatların kavuştuğu bu noktadan XI-XIII yüzyıla ait şehir örneği görünüyor:

Şimdi size sunacağım görüntüdeki yapı size tanıdık gelecek. Çünkü bu tipli tarihsel yapılara daha önce de muhakkak rastlamışsınızdır. 1335 senesinde Melik İzettin tarafından kızı Halime Hatun için inşa ettirilmiş türbe Selçuklulara ait mezarlığın doğusunda bulunuyor:

Tarihte gezinmek sizi biraz yormuş olabilir, o zaman hadi gelin şimdi sizi Van’ın en sevimlileriyle tanıştırayım:

Van kedisi biri yeşil, diğeri mavi gözleriyle, bembeyaz tüyleriyıe insanı kendine hayran bırakıyor. Onları sevdiğiniz zaman dikkatli olun, çünkü onlar asil varlıklar. Şaka değil, gerçekten sanki bir efsanenin içinden fırlamış gibiler. Allah onları ne kadar da güzel yaratmış:

Kedi Evinden kedi sahiplenebilirsiniz, ancak bunun için 700 TL’yi gözden çıkarmalısınız.

Van’ın yüzünü “kara” çıkarmayanlar sadece onlar değil, şimdi de gidelim kayalıklardan süt gibi akan Muradiye şelalesine:

Bend-i Mahi çayındaki bu muhteşem şelaleyi görmek için biraz yorulacaksınız, ama inanın buna değecektir. Bu köprü muradınıza ulaşmak konusunda size yardımcı olacak:

Van insanın ruhunu doyuruyor, ama sadece ruhunu değil. Ayran aşı, Kürt köftesi, yumurtalı kavurması, keledoşu, içli köftesi…

Biliyorum, en çok Van Gölünü merak ediyorsunuz. O zaman gözünüz yollarda kalmasın:

Van Gölünün bilmediğiniz bir özelliği de var: göl doğal olarak sodalı.

Bu yüzden de, şifalı suyu hem sizi bembeyaz yapacak, hem yaralarınızı iyileştirecek. Ne biliyorsunuz, belki de gençliğin formulü Van gölünün mavi sularındadır…

Uzaktan Akdamar Adası gözüküyor, ama acele etmeyin. Gelecek sefer inşallah…

Aytek Yusifsoy

Yenicag.Info - www.yenicag.info

Tarih:
Okunma sayı: 251
Sesli okut:
Paylaş:

× Haber içerikleri kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

Ne düşünüyorsun?
Haberleri Takip Edin
İlgili Haberler

    "Günün manşetlerini ve en çok okunan haberlerini her sabah e-postanızdan takip etmek için YeniÇağ Haber bültene üye olun."